“Eczacıbaşı’nın sunduğu imkanlarla profesyonel olmayı hedeflememek bir seçenek değildi.”

“Eczacıbaşı’nın sunduğu imkanlarla profesyonel olmayı hedeflememek bir seçenek değildi.”
08.07.2021
A+
A-

www.alem.com.tr, Eczacıbaşı Dynavit Kadın Voleybol takımının milli yıldızı Hande Baladın ve milli jimnastikçi Ferhat Arıcan ile röportaj yaptı.

www.alem.com.tr’nin yaptığı röportajın Hande Baladın ile ilgili olan kısmı şöyle:

Spor hayatınıza ilk ne zaman girdi? Çocukluk yıllarında bu alanda bir kariyer yapma hayalleri kuruyor muydunuz?

Spora ilgim küçük yaştan beri hep vardı. Her sporcu gibi farklı spor branşlarını deneyerek başladım. Spor hayatım jimnastik ve yüzme ile başladı, daha sonrasında da okul takımlarında voleybol oynayarak devam ettim. Ve o günden beri de hiç bırakmadım. Bu süreçte ailemin desteğini her zaman hissettim. Voleybola başladığımda böyle bir düşüncem yoktu. Ama Eczacıbaşı ailesine dahil olduğumda hayallerim ve hedeflerim otomatik olarak değişmeye başladı.

Profesyonel olmaya nasıl karar verdiniz? Bu yolculukta ilham aldığınız isimler oldu mu?

Eczacıbaşı’nın sunduğu imkanlarla profesyonel olmayı hedeflememek bir seçenek değildi. Küçük yaştan itibaren tüm sporcular bu yönde yetiştirildi.

Sizin için kariyerinizin en unutulmaz anı hangisiydi?

Milli takımda ve Eczacıbaşı’nda birçok unutulmaz an yaşadım ama spesifik örnek vermem gerekirse tabii ki kimsenin de unutamadığı Olimpiyat vizesini aldığımız Polonya maçımız diyebilirim.

Profesyonel sporcu olmak birçok sorumluluğu da beraberinde getiriyor; en zorlayıcı tarafları neler size göre?

Milli takım ve kulüp takımı sezonunun uzunluğundan dolayı hem kendimize hem de ailemize yeteri kadar vakit ayıramıyor oluşumuz bu işin zorluklarından diyebilirim.

Mağlubiyetler, sakatlıklar olduğu zaman motivasyonunuzu nasıl koruyorsunuz?

Sporun içinde kazanmak kadar kaybetmek de var. Önemli olan her mağlubiyetten ders çıkarıp doğru ve kararlı bir şekilde vazgeçmeden bir sonraki maça kendimizi hazırlamak. Sakatlıklar da maalesef bu işin bir parçası, geri dönüşlerde de işimize olan sevgimiz motivasyonumuzu her zaman yüksekte tutmamızı sağlıyor.

Maça çıkmadan önce uyguladığınız bir ritüeliniz, uğurunuz var mı?

Kazandığımız bir maçtan sonra kaybedene kadar aynı tokayı takıyorum, kaybettiğimiz takdirde de farklı bir tokaya geçiş yapıyorum. Bir de her takımın klasik uğurlu renk forması vardır, işte o bizde de var.

Oyunculuğu bıraktıktan sonra kariyerinize nasıl devam etmeyi planlıyorsunuz?

Henüz bırakmak ve sonrasını düşünmek için çok erken olduğunu düşünüyorum. Kendime ve vücuduma iyi bakarak sevdiğim işe olabildiğince sonuna kadar devam etmek istiyorum.

Yazı nasıl geçireceksiniz? Sezondaki disiplininizi tatilde devam ettirebiliyor musunuz?

Tatil mi? “Son 10 senedir ne kadar tatil yaptınız” diye sorsanız toplamda iki ayı geçmeyebilir. Kulüp sezonumuz bittiği gibi milli takıma başladığımız için mütemadiyen fiziksel olarak hazırız diyebilirim.

Under Armour ile yolunuz nasıl kesişti? Under Armour sporcusu olmak size neler hissettiriyor?

Under Armour Türkiye’ye ilk geldiğinde genç sporculara destek olma hedefiyle kulüp menajerimiz aracılığıyla bana ulaştı. Ben de inanılmaz mutlu olmuştum çünkü 17 yaşında böyle büyük bir markanın profesyonel kariyerimin başlarındaki bana destek vermesi benim için çok önemliydi. Beni hep daha iyisi olmaya zorlayan iş birliklerinin en başında geliyor. Altı senedir birlikteyiz ve umarım güzel işlere imza atmaya devam ederiz.

En büyük hayaliniz nedir?

Milli takımımızla beraber Olimpiyatlar’da madalya kazanmak ve Eczacıbaşı ile Avrupa’da madalya kazanarak Türk kadınını dünyada en iyi şekilde temsil etmeye devam etmek isterim. Ve gelen bu başarılarla da genç nesillere örnek olup onları spora teşvik etmeyi arzuluyorum.

Röportajın tamamını okumak için buraya tıklayınız