Uzm. Fzt. İlkay Koç: “Derbi uçar yazı kalır..”

Sitemizin köşe yazarı Uzm. Fzt. İlkay Koç, “Derbi uçar yazı kalır..” başlıklı köşe yazısıyla sizlerle.

DERBİ UÇAR YAZI KALIR..

Bu ne farklı, ne acıklı bir sezon. Televizyon başında maç izlemeyi pek sevmediğimi, salonda olmadan o atmosferi koklamadan bir sezon geçirmekten hiç hoşlanmadığımı daha önce de paylaşmıştım. Ne yapalım, eldeki imkanlar böyle. Çok keyifli bir maç oldu öncelikle her iki takımı da tebrik ederek başlamak isterim. Bazı rallileri izlerken Türk Voleybolunun gerçekten çok üst düzey olduğunu net bir şekilde gördüm ve gurur duydum. Hele ki sporcularımızın üst düzey bireysel performanslarına odaklı bir gözle izlerseniz, gerçekten öyle manşetler, öyle ataklar ve bloklar gördük ki, dün başka milletlerin en iyi takımlarını da izledim, kıyas edemem..

Tamam da, bireysel performanslar değil maçı belirleyen.’

Dediğinizi duyar gibiyim. Elbette hemfikirim. Ben de bu gözle izlemedim zaten, bir sonuç var ortada ama ben yine işe oradan bakmayacağım. Bir sonuç her zaman var nitekim. Maçın başından sonuna kadar aynı şeyleri de görmedim. Son 2 set ilk 2 setten çok daha farklı karakterde ve tempoda geçti.

Eğer voleybolda 2 farklı pota ya da kale olsaydı, ilk 2 sette Fenerbahçe Opet kesinlikle sadece karşı sahada oynardı. Maçın ilk setleri bir saldıran bir de savunmaya çalışan taraf izledik. Çalışan diyorum çünkü doğru bir defans taktiği oturtana kadar bireysel çabalar dışında sadece bir arayış içerisindeydi Eczacıbaşı Vitra. Elbette bu bölümde çok faktör var. Teknik-taktik, oyuncuların konsantrasyonu, bireysel sağlık bazlı performansları, motivasyonları, maçın temposu ve çevresel faktörler vb. sayılabilecek bir sürü etkenin sonucunda bizim izlediklerimiz çıkıyor ortaya. Herhangi bir suçlama yapmayı yine doğru bulmuyorum. Bu kısımlar takımların kendi içlerinde sürekli olarak çözmeye çalıştığı bir problemler silsilesi olarak devam eder genelde. En acı kısmı da evdeki hesapların çarşıya kolay uymaması. Tabi boş konuşmak dışında, o problemler silsilesi çözüm ekibinde yer almış ve bu işe 10 yıldan uzun bir süre çok farklı yerlerde hizmet etmiş bir isim olarak daha büyük bir bilinçle ve dikkatle yazmaya çalışıyorum, ve bilmenizi isterim; HİÇ KOLAY DEĞİL!

Ancak gelelim sonuçlara; hangi faktörleri ne derecede başarılı ve özellikle STABİL şekilde yönetebildiğiniz, hem sporcu hem teknik heyet hem sağlık heyeti ve tabi ki de takımın tamamının başarısında büyük bir şovun küçük parçalardan oluştuğunu ortaya koyuyor. Bir tarafa büyük önem verip herhangi başka bir tarafı idareten yönetmek diye bir durum söz konusu değil. Özellikle profesyonel, üst seviye bir takımın herhangi bir saha bölgesini ayırdığını ve feda ettiğini görebilir miyiz? Yani mesela defans oyuncusunu boş verelim, sadece blok yapalım yeter diye düşünen bir takımdan bahsediyorum. Elbette olmaz. Herhangi bir üst düzey teknik heyet takımını bu şekilde kurgulamaz. En azından aynı seviyede oyuncular olmasalar bile, aynı stabiliteyi göstermeleri için uğraşılır değil mi? İşte oyunun diğer, görünmeyen parçaları da böyledir. Teknik ve taktik işi eksik olsun, sağlık işi mükemmel olsun diye bir mentalite olmayacağı gibi, sporcuların bireysel performanslarını önemsemeden takım performansının yüksek olmasını beklemez, işin bütünsel bir sonuçtan ibaret olmasına rağmen her parçasının birbiri ile eş zamanlı iyileşmesini bekler ve bunun için çalışırsınız.

Aksak taraflar her zaman vardır, her zaman olmalıdır. Zaten olmasaydı bu mükemmellik içerisinde sadece dosdoğru ilerleyen bir heyecansızlık görürdük. Aslında heyecanı, izleyenleri merak içerisinde bırakan kısmı burası. Beklenenin aksi olması, beklenenden iyisini veren bir tarafın varlığı, sürprizler, iniş ve çıkışlardır elbette heyecanı ve merakı koruyan. Takımlar ve aralarındaki maçlar adına ne kadar ihtimal var ki zaten? Biri kazanıp diğeri kaybedecek. Sonuç değil ki ilgi çeken şey. Mücadeleye baktığınızda ne görmek istiyorsunuz? Bir akstra defans, bir beklenmedik smaç, şık bir plase, 2-0’ dan sonra yönü değişen zorlu bir mücadele değil mi? Voleybolu heyecanlı kılan bunlar değil mi?

İşte o bir sayılık heyecanın arkasında bu bütün yap-boz parça parça yatıyor.’ 

Bizler işin mutfağını görmüş kişiler olarak bu uyumun ne kadar önemli olduğunu biliriz. Hangi kurgunun daha uyumlu olacağı da belli olmaz. Hele ki bu sezon, yapılan ne kurgular nasıl değişti hep birlikte gördük. Rüzgarın en çok sağlık yönünden şiddetli estiği, sürekli ertelenen maçlarla kuşatılmış bir sezon, daha ne olsun. Bu sezon en sarsıntılı parça elbette sağlık bazlı parçalar. Ekipler normalden çok daha farklı bir düzende ve yoğunlukta çalışıyor değil mi? Hangimiz bugüne kadar böyle bir dönem yaşadık ki? Sorun çıkar, çözülür, çözülemez, bir farklı yöntem denenir, yine olmaz, C planı yapılır ama eninde sonunda bir çözüm bulunur sorunlara. En azından sezon bitmeden çıkan her sorunun çözümü için çalışan sağlam ekipler vardır profesyonel kadrolarda. Bulunamayan çözümlerin sezonundayız, farklı yöntemleri dikkatle izleyip duruyoruz. Heyecanı bitmeyen bir lig olsun da, özlemimiz bu tünelin sonunda görünen ışıkla beraber sona erip salonlarda yerimizi alalım dileklerimizle…

Uzm. Fzt. İlkay KOÇ
Atölye 3 Eğitim Danışmanlık
atolye2020@gmail.com

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.