Şampiyon diyetisyen: Gözde Nur Artıkoğlu

Şampiyon diyetisyen: Gözde Nur Artıkoğlu

AXA Sigorta Efeler Ligi Şampiyonu Ziraat Bankkart’ın takım diyetisyeni, Klinik ve Sporcu Beslenme Uzmanı Gözde Nur Artıkoğlu ile gerçekleştirilen özel röportaj sizlerle.

Bize kendini tanıtır mısın ? Sporcu beslenmesi uzmanı olmaya nasıl karar verdin?

Ben Sporcu Diyetisyenim’in kurucusu Gözde, Klinik ve Sporcu Beslenmesi Uzmanıyım. 2012 yılında Yeditepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik (İngilizce – %100 YÖK Burslu) bölümüne başladım, lisans eğitimimin bir bölümünü Barselona’da Central University Of Catalonia’da Human Nutrition And Dietetics bölümünde tamamladım. 2017 senesinde Yeditepe Üniversitesi’nden onur derecesi ile mezun oldum. Yüksek lisansımı ise Hacettepe Üniversitesi Egzersizde Beslenme ve Metabolizma Ana Bilim Dalı’nda yapmaya devam ediyorum. Hem yurtiçinde hem yurtdışında yaptığım stajlar ve katıldığım projeler sayesinde sporcu beslenmesi adına büyük deneyimler kazanma şansım oldu.

2020 yılının Mart ayında ise “Sporcu Diyetisyenim Beslenme Danışmanlığı Merkezi” ni kurdum. Şu anda ofisimde 20 farklı olimpik branşta hem Türk hem de yabancı birçok sporcuya beslenme danışmanlığı hizmeti veriyorum. Kadir Has Üniversitesinde Spor Psikolojisi yüksek lisans programında öğrencilere sporcu beslenmesi dersi veriyorum.

Aynı zamanda Ziraat Bankası Spor Kulübü’nün beslenme uzmanıyım.

Voleybolcu bir babanın kızıyım ve 15 yıl bir voleybol oynadım. Spor her zaman hayatımın içinde ve voleybol benim için bir tutkuydu. Bu tutkudan kopmadan, sporun bir parçası olarak devam edebileceğim bir meslek seçmek istiyordum. Her zaman bir takımın parçası olmak beni heyecanlandırır ve gururlandırır, bunu kaybetmek istemedim. Bu rüzgar beni sporcu diyetisyeni olmaya yönlendirdi. Kariyerime sporcu olarak olmasa da sporcuların başarısına katkı sağlayan bir uzman olarak devam edip, bu atmosferin bir parçası olduğum ve tutkuyla yaptığım işi bulduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. 

Ziraat Bankkart Voleybol takımı ile yollarınız nasıl kesişti ?

Ülkemizde kadın ve erkek voleybol liglerinde beslenme uzmanı ile çalışan hiçbir takım yok. Nasıl fizyoterapi ve kondisyonerliğin ne yazıkki takım alanında 10-15 senelik bir geçmişi var ise beslenme alanında da bu bilinç ve kültür yeni yeni oturmaya başlıyor. Türkiye’nin sadece birkaç kulübünün bu alanda yatırım yaptığını görüyoruz ve bu sebepten ötürü Türkiye’nin en büyük kurumsal markalarından birisi olan Ziraat Bankası’nın yönetiminine teşekkür ediyorum. İtalyan antrenör Roberto Santilli ‘nin talebi üzerine Kulüp Başkanı İlker Met ‘in de destekleriyle başlattığımız, Mustafa Kavaz ve ekibinin devam ettirdiği bu kultürü A takım ve altyapı kategorilerinde sezonu toplamda üç kupa ile kapadık.

Biz Ziraat Bankkart ile bir ilki gerçekleştirdik. Ancak Avrupa’da kulüpler ve koçlar, beslenmenin takım performansında önemli olduğunun farkındalar ve neredeyse her takım bir beslenme uzmanı ile çalışıyor. Sezon başında İtalyan koçumuz Roberto Santilli takımda bu eksikliği fark etmiş ve bu pozisyon için bir sporcu beslenmesi uzmanı araştırmaya başlamış. Vakıfbanktaki İtalyan dostları beni önermiş. Aslında Vakıfbank A takım ve altyapı sporcularıyla geçirdiğimiz başarılı süreç bana referans oldu diyebilirim.

Sonrasında yönetim beni aradığında ‘’ Biz beslenmeyi kulüpte bir kültür haline getirmek istiyoruz. Türkiye’de erkek voleybolunu, kadın voleybolunun seviyesine çıkarmak ve bu konuda lokomotif kulüp olmak, vizyonumuzu göstermek istiyoruz.’’ dedi. O an mutluluktan ağlayacaktım 🙂 Türk sporunda böyle vizyona sahip kulüp yöneticilerinin ve koçların olduğunu görmek beni gerçekten çok umutlandırdı ve bütün sezon bu özveri ile çalıştım, öyle de devam edeceğim. 

Takımda çalışmanın en zor ve en keyifli yanları neler ?

En keyifli yanı doktorumuzdan, istatistikçimize kadar herkesin ortak bir başarı, kupa hayali ve bu hayali gerçekleştirebilmek için özveri ile bir takım olarak çalışması..Takımın başarısına tanıklık etmek ve en az onlar kadar heyecanlanıp bütün duygularını takımın bir parçası olarak onlarla paylaşabilmek tarif edilemez bir duygu. Uyguladığım beslenme veya takviye stratejisinin performansına somut olarak etki ettiğini görmek de bambaşka bir keyif. En zor yanı ise tüm takımı ve teknik ekibi aynı anda memnun etmek imkansız 🙂 Ayrıca doğu deplasmanlarında otel mutfakları ile aynı dili konuşmak ve istediğim menüyü hatasız hazırlatmaya çalışmak tam bir challenge 🙂  

Oyuncularla bireysel mi yoksa takım olarak mı ilgileniyorsunuz ?

Aynı antrenmanı yapsa, aynı pozisyonda oynasa bile her sporcunun ihtiyacı  birbirinden farklı o yüzden sporcularla bireysel olarak seans yapıyor, sporcuya özel beslenme ve supplement planlarını hazırlıyorum. Deplasman menüleri, antrenman öncesi-sonrası atıştırmalıklar, yolculuk boyunca tüketilecek yemek ve atıştırmalıklar konusunda ise takım olarak planlamalar yapıyorum. 

Takımın yemeklerle ilgili itiraz ettiği ya da sevmediği şeyler oluyor mu?

Profesyonel sporcuların alışık olduğu yemek tarzları genelde benzer. Örneğin maç öncesi yemekte ızgara tavuk ve makarna olmazsa olmazlardan, bunlardan birini menüye koymadıysanız yandınız 🙂 Konaklanılan otelde en az bir hafta önce menü ve pişirme yöntemleri üzerine toplantılar yapıyoruz . Buradaki esas önemli konu oyuncunun recovery ve gerekli besini kamp süresince alması ve deplasmandaki en iyi performasını ortaya çıkarmak. Ben de menüleri, oyuncuların sevdiği ve alışık olduğu besinleri  sporcu beslenmesinin gerektirdiği kurallar çerçevesinde şekillendirerek onlara sunuyorum. Bu yüzden çok fazla itiraz olmuyor. Sevmedikleri bir şeyler tabiki oluyor, herkesi aynı anda memnun etmek maalesef mümkün değil. Ancak menülerimiz çok çeşitli yani bir oyuncu tavuk sevmiyorsa et yiyebiliyor. Ya da o gün fırın patates yemek istemiyorsa pilav çeşitleri oluyor. Yabancı sporcular kullandığımız sağlıklı pişirme yöntemlerine ve yeni besinlere daha açık diyebilirim. Özellikle yurtdışı deplasmanlarındaki menülerde daha uyumlu ilerleyebiliyoruz. Takımı yeni bir besin veya beslenme stratejisi ile tanıştırmak istediğimde her zaman küçük adımlar atmaya çalışıyorum. Mesela aynı menüde hem kinoa pilavı hem karabuğday pilavı hem de siyah pirinç olmuyor mutlaka risksiz, sevilen lezzetlerden makarna, bulgur gibi alternatifler bulunduruyorum. Tatlı konusunda orta noktada bazen buluşamıyoruz, rafine şeker sporcu beslenmesinde kırmızı çizgilerimizden 🙂 Ama takımın çoğu bu kuralları benimsedi bazıları evlerinde avokado tost, banana bread, siyez pilavı gibi sağlıklı alternatifleri sürekli yapmaya başladı. Menülerde de olmayınca istiyorlar artık.

Şampiyonluğa giden yolda siz takım diyetisyeni olarak nasıl çalışmalar yaptınız ?

Benim mentaliteme göre; sporcularım ne zaman, ne kadar, ne yiyecekleri konusunda endişe edip vakit kaybetmemeliler. Ben onların yerine beslenme düzenleriyle ilgili her detayı düşünüp planlarım. Onların sadece maça ve sahaya koyacakları performansa odaklanmalarını isterim. Takımın tüm sezon sabah antrenman öncesinden, antrenman çıkışında ne yiyeceğine, maç sonrası hızlı toparlanmak için hangi shake’i içeceğine, yolculukta hangi sporcuların karbonhidratlı hangi sporcuların proteinli atıştırmalıklar tüketeceğine, deplasmanda yemeklerin nasıl servis edileceğinden takımın kışın hasta olmaması için hangi vitaminleri kullanması gerektiğine kadar tüm detayları planladım.

Öncelikle sezon başında sporcuları daha iyi tanıyabilmek için detaylı anamnezlerini aldım, kan testlerini ve besin alerjilerini inceledim.  Sezon boyunca her ay kondisyonerimiz Gabri kaliperle skinfold ölçümleri alarak bana raporladı. Bu sayede sporcuların hedef yağ oranında kalmalarını sağladık. Yüklenme dönemlerinde kullandığım wellness anketleri ile recovery durumlarını değerlendirerek besin takviyeleri plandım. Uyku monitörizasyonu yaptık. Büyüme hormonlarına ve maksimal kas kuvvetine en büyük etkiye sahip uyku kalitesini iyileştirmek için bitkisel takviyeler kullandık. Sporcuların hidrasyon durumlarını değerlendirerek, kişiye özel sporcu içecekleri ve pre-post workout shake’ler hazırladım. Sezgisel yeme ölçekleri ile sporcularımızın fizyolojik açlığı tanımalarını, daha mindful ve sporcu beslenmesine uygun kalitede besin tercihleri yapmalarını sağladım. Şampiyonlar ligi maçları, kupa finalleri ve playofflar öncesinde supplement yükleme protokolleri hazırladık. Tüm bunları sporcularımız ve teknik ekibimizle haftalık görüşmeler yaparak takım oyunu haline getirdik. Koçumuzun yaptığı antrenman periyodizasyonuna paralel şekilde beslenme periyodiazsyonu yaparak her ay onlarla raporlar paylaştım.

Takım içinde oluşturmaya çalıştığım sistem buydu. Şampiyonlukla birlikte daha anlamlı hale geldi. 

Takımda değiştirdiğiniz şeyler neler oldu ?

Sporcuların beslenme alışkanlıkları, deplasman menüleri, yolda yenilen yemekler ve supplement kullanımları gibi noktalarda büyük değişiklikler yaptığımızı düşünüyorum. Örneğin deplasman menülerine rafine şeker yüklü yorgunluğa sebebiyet veren tatlılar yerine meyvelerle tatlandırılmış farklı ve sporcuya uygun tatlılar yaptırıyorum. Deplasman dönüşü yolda fast food sipariş etmek yerine önceden hazırladığımız yemek ve atıştırmalıkları götürüyoruz. Bu sayede özellikle sıkışık maç takviminde sporcuların toparlanma süresini kısaltabiliyor, yorgunluk seviyesini düşürebiliyoruz. Antrenman öncesi soyunma odasında sağlıklı atıştırmalıklar bulunduruyoruz.

Florida’da Prof. Douglas Kalman’ın yanında geçirdiğim staj zamanımda UFC dövüşçüleriyle çalışma fırsatı buldum, bireysel bir spor gibi görünse de aslında bir takım olmanın ne kadar önemli olduğunu genç yaşta orada anladım.

Nasıl her takımda günümüzde masör, kondisyoner, doktor bulunuyorsa bu kadroların oluşması çok uzun zaman aldı. Öncelikle karşıt görüşleri yıkıp kendi alanlarının full kadrolu olarak çalışması yönünde yönetimleri inandırdılar. Malesef beslenme, özellikle Avrupa ve Amerika kıtasına kıyasla ülkemizde çok geriden geliyor. Meslektaşlarımla beraber bizlerin öncelikle kafalardaki tabuları yıkıp beslenmenin de antrenman kadar önemli ve tartışmaya kapalı bir konu olduğunu benimsetmeliyiz. Nasıl ki bir kondisyonere, kondisyon idman programına ait bir yorum yapılamıyorsa bizim de yazdığımız menülere aynı şekilde davranılmalıdır. “Siz burada bütün yemeklere dikkat etseniz de sporcular dışarıda zaten istediğini yiyor, serbest menü olsun” diye bir görüş de var. Sporcu beslenmesinde amacımız zaten sporcuya olması gereken ideal menüyü gösterebilmek. Sporcunun bunu farketmesi ve öğrenebilmesi. Tabiki hiçbir sporcudan %100 diyetine uygun beslenmesini beklemiyoruz, gerçekçi olarak hedefimiz her zaman %70-80 oranında sağlıklı beslenmesi. Sporcu isterse menüyü beğenmeyip dışarıda yesin ancak idealde olması gerekeni bilsin ve zamanla ideal seçeneklerin neler olması gerektiğiyle ilgili bir fikri oluşsun. Alışkanlıkların değişme döngüsü de buradan başlar. Örneğin maç öncesi pancar yemenin onun performansına nasıl etki ettiğini bilse hatta deneyimlese ve değiştirdiği şey sadece maç öncesi yemeğine eklediği pancar olsa bile bizim için büyük bir gelişme diyebiliriz. Ya da antrenman öncesi çikolata yemek yerine soyunma odasında hazırladığımız bir barı yemesi,  antrenmandaki enerjisini yükselttiğini fark etmesi ve bu alışkanlığından kendi deneyimi ile vazgeçmesi gibi.

Bir takım ya da sporcu neden bir “Klinik ve Sporcu Beslenme Uzmanı” ile çalışmalı?

Beslenme bir bilim dalıdır, yeniden keşfedilmesi gereken bir alan değildir. Spor branşına özgü antrenman, deplasman, kamp ve off sezon gibi sporcunun sezon planı ve bu plana özel stratejiler bellidir. Her oyuncu özeldir ve tek bir beslenme yöntemi bütün takıma uygulanamaz. Aynı takımda oynayan bir libero ve pasör bile nasıl aynı antrenmanı yapmıyorsa, nasıl aynı beslenmeleri beklenebilir ki?

Beslenme, antrenman ve dinlenme bir üçgendir.  Bunlardan birindeki küçük bir eksiklikte bile sporcunun performansında büyük düşüşler görülebilir.

Sporcu beslenmesi, sezon başında kilo vermek için kısa süreli uygulanıp rafa kaldırılacak bir diyet sistemi değildir, bir hayat tarzıdır. Sporcu beslenmesi, sporcunun performansı ve yeteneklerinin %100’ünü gösterebilmesine yardımcı olan ve kariyeri boyunca ona eşlik edecek olan beslenme stratejilerinin bütünüdür. Nasıl sezon boyunca sporcunun antrenmanı antrenör tarafından planlanıyorsa, beslenmesi de bir sporcu beslenmesi uzmanı kontrolünde planlanmalı ve takip edilmelidir.

Örneğin sporcuların hidrasyon durumları terleme testleri, sweat patches gibi toollarla takip edilmeli. Deplasman süreci çok iyi bir şekilde planlanmalı, otelde yaşanabilecek sorunlara, zehirlenmelere karşı hazırlıklı olunmalı, uçağın rötar yapabileceğine kadar her detay düşünülmeli. Otel mutfağındaki şeflerle önceden görüşmeler yaparak tüm yemeklerin ve atıştırmalıkların istenilen şekilde hazırlanması sağlanmalı. Yolculuk sürecinde yenilecek yemek ve atıştırmalıklar tesis mutfağında veya otel mutfağında sporculara uygun, özel olarak hazırlatılmalı.  Deplasman yolculuğu otele varınca başlamaz. Sporcu beslenmesi uzmanın görevi bütün detayları, aksilikleri ve olasılıkları hesaplayıp oyuncuları en iyi söylenebilecekleri, maksimum performaslarını sergileyebilecekleri ortamı kulüpten ayrılıp tekrar kulübe dönene kadar sağlamaktır.

İşte bir takım bu yüzden bir sporcu beslenmesi uzmanı ile çalışması gerek. 

Ayrıca kulüplerin özellikle altyapı seviyesinde kendi mutfağının bulunması ve genç yaşta sporculara bir profesyonel gibi beslenmenin öğretilebilmesi de çok önemli. Biz kulüp olarak sadece A takım seviyesinde değil, geleceğin yıldızı olacak altyapı sporcularımızla da aynı özveri ile çalışmalar yaptık. Altyapı sporcularımız için beslenme eğitimleri düzenledik, kulüpte antrenman öncesi ve sonrası için onlara sağlıklı atıştırmalıklar hazırladık, tesiste çıkan menülerin onlara uygun olarak hazırlanmasını sağladık.

Sonuç olarak sporcunun antrenmandan en yüksek verimi alabilmesi ve sahada en iyi performansını sergileyebilmesi için  hedefi olan kulüpler için sporcu beslenmesi uzmanı lüks bir harcama değil en az antrenör ve kondisyoner ile çalışmak kadar gereklidir. Hayalim her takımın sağlık ekibinde bir meslektaşımın bulunması. 

 Klinik ve Sporcu Beslenme Uzmanı ile Diyetisyen arasındaki farklar neler?

‘’Sporcudiyetisyenim’’ markasını kurmamdaki amaç sadece sporcularla performans arttırma üzerine çalışmalar yapıp yeni sporcular yetiştirmek ve A takım seviyesindeki oyunculara kariyerlerinde bilinçli ve kişiye özel beraber belirlediğimiz hedeflere ulaşmalarını sağlamaktır. Diyetisyen; sürdürülebilir beslenme, hastalıklarda beslenme, kilo yönetimi gibi alanlarda sedanter bireylere yönelik çalışırken, klinik & sporcu beslenmesi uzmanı ise bunlara ek olarak profesyonel ve profesyonel olma yolundaki sporculara daha çok performansı arttırmak, sakatlıkları önlemek, vücut kompozisyonunu atletikleştirmek gibi sporcuların hedeflerine uygun konularda uzmanlaşmıştır. Diyetisyen olmak için lisans eğitiminizi tamamlamanız yeterlidir, ama sporcu beslenmesi bir uzmanlık alanı, master eğitimi ile bunu alabilirsiniz.

Sporcular diyetisyen konusunda önyargılara sahip, çoğu sporcumdan duyduğum diyetisyen tecrübeleri de maalesef bu konudaki önyargılarını haklı çıkarıyor. Diyetisyenler, sporun dinamiğini, antrenmanın gerektirdiği ihtiyaçları tam olarak bilmediği için sporcuyu anlayamıyor ve sporcuya sedanter bir bireye uyguladıkları diyeti uyguluyor. Dolayısıyla bu sporcunun enerji ihtiyacını karşılayamıyor, bu yüzden de sporcu performans düşüklüğü ve sakatlıklar yaşıyor.

Sporcuya beslenme anlamında bir danışmanlık verebilmeniz için sporu, antrenmanları, müsabakaları çok iyi bilmeniz ve severek takip etmeniz gerekiyor. Bu şekilde bir sporcu beslenmesi uzmanı olarak sporcunun ihtiyaçlarını, yaşadığı beslenme sorunlarını, yaşam tarzını anlayarak bunlara yönelik beslenme stratejileri geliştirip sporcunun performansını üst seviyeye taşıyabilirsiniz. Çok sevdiğim bir sözü sizinle paylaşmak isterim:

“In fact, a great diet cannot make an average athlete elite, but a poor diet can make an elite athlete average. “
Prof. Dr. Ron J. Maughan
IOC, Sports Nutrition Scientist