Marco Aurelio Motta özel röportajı sizlerle!

Marco Aurelio Motta özel röportajı sizlerle!

Misli.com Sultanlar Ligi takımlarından Eczacıbaşı VitrA’nın deneyimli antrenörü Marco Aurelio Motta ile yapmış olduğumuz özel röportaj sizlerle.

Cengiz Göllü’den sonra Eczacıbaşı Spor Kulübünde en uzun çalışan ve en çok oyuncu yetiştiren antrenör olarak anılıyorsunuz. Çalıştığınız kulübe karşı nasıl bir yaklaşım bırakmaktasınız?

Cengiz Göllü, Türk voleybolu ve kulübümüz için bir efsane. Bence onun Türk voleybolu için yaptıkları kıyaslamak doğru olmaz. Bu kulüpteki ikinci dönemim. Kulüpteki misyonum sadece bir sonraki maça veya turnuvaya hazırlanmak değil aynı zamanda kısa, orta ve uzun vadede kulübümüzün geleceği için çalışmak. Kulübümün benden beklediği de bu.

Kadın Milli Voleybol takımımızın 2012 yılında ilk olimpiyata kalma vizesi sizin zamanınızda olmuştu. Bu başarınızı neye bağlıyorsunuz? O zaman ki yönetici ve staff oyuncu kadrolarına mı?

Olimpiyat Elemeleri bizim için çok zor bir turnuvaydı. Türkiye, ilk defa bir takım sporunda olimpiyatlara katılmak için savaşıyordu ve bunun üzerimize yüklediği bir stres vardı. Rusya, Sırbistan, Polonya ve Almanya gibi çok güçlü takımların olduğu bir turnuva oynadık. Rusya’yla oynadığımız yarı final maçında üstümüzdeki yük tam anlamıyla zirveye ulaşmıştı çünkü Rusya, Gamova, Shashkova, Startseva, Merkulova, Kosheleva gibi önemli oyuncularıyla tam kadro gelmişti. Bu maçı 3-1 kazanmak, finalde Polonya karşısında özgüvenli bir şekilde 3-0 galip gelmemizde çok büyük bir rol oynadı.

Bence o turnuvadaki başarımız, takımı hep bir sonraki maça odaklı halde tutabilmemizdi. Takımı olabildiğince dış etkenlerden uzak tutarak, herkesin hep bir sonraki maça odaklı kalmasını sağlamak ve o atmosferi oluşturmak adına federasyonumuz bizlere çok yardımcı oldu. Teknik kadromuz ve oyuncular da son derece konsantreydi. Herkesin bu başarıda çok önemli bir payı var.

Milli takım pasörümüz Naz Aydemir Akyol gibi değerli bir sporcunun henüz 16 yaşındayken büyük bir çıkış yakalamasını sağladınız. Günümüzde aynı çıkışı yapmasını beklediğiniz bir sporcu adayı var mı?

Naz gibi potansiyelli oyuncuların her biri farklı bir yaşta ve zamanda olgunlaşabiliyor. Bence sporda olgunlaşma sadece yaşa bağlı bir şey değil. Genç pasörümüz Elif Şahin, benzer bir süreçten geçerek büyüyor. Elif, 19 yaşında bir oyuncu ve biz tüm potansiyelini açığa çıkararak Türk voleyboluna hizmet edebilmesi için ona yardımcı oluyoruz.

Altyapıya önem veren bir antrenör olarak Eczacıbaşı altyapı oyuncuları ve teknik ekibine olan bakış açınızdan bahseder misiniz?

Kulübümüzde A Takıma çıkabilecek kapasiteye sahip aday oyuncular var. Biz bu A Takım adayı olan oyuncuları teknik, fiziksel ve psikolojik olarak profesyonel seviyede oynayabilecek olgunluğa getirmeyi hedefliyoruz. Bu olgunlaşma süreci her oyuncu için farklı bir zamanda gerçekleşebiliyor. Bu süreci takip etmek, ekmek hamurunu hazırlayıp pişmesi için fırına vermek gibi bir şey. Ekmek fırından almaya hazır olana kadar onu adım adım takip etmek ve doğru zamanda onu fırından almak önemli. Oyuncuların teknik gelişimi antrenörlere de çok bağlı. Hedefimiz, sadece yetenekli oyuncular bulmak değil aynı zamanda onları geliştirmek.

23.4 yaş ortalamaya sahip ligin en genç takımlarından birisiniz. Böyle genç sporcularla çalışmak size ne hissettiriyor? Zorlukları ve kolaylıklarından bahsedebilir misiniz?

Genç oyuncularla çalışırken deneyim konusunda bazı eksiklikler görülebiliyor. Fakat oyuncu bunu çok coşkulu bir şekilde oynayarak telafi edebiliyor. Kısa bir süre içerisinde oynadığımız maçlarda, yaşça büyük ve kadrosunu büyük ölçüde korumuş takımlara karşı benzer seviyede oynamak bize doğru bir yolda olduğumuzu gösteriyor.

Eczacıbaşı Spor Kulübü olarak sporun yanında eğitim de sizin için oldukça önemli, bunu Okyanus Koleji ve Geleceğe Smaç anlaşmanızdan görebilmekteyiz. Bu işbirliğinizde ki oyuncu havuzu ve eğitim hakkında ki beklentileriniz ve hedefleriniz nelerdir?

Büyük bir oyuncu havuzuyla yola çıkıyoruz. Belki bu havuzdaki her sporcu A Takıma çıkamayabiliyor ama buradaki binlerce kız çocuğu, Türk toplumu için faydalı bireyler olma hedefiyle yetiştiriliyor. Çok çalışma, disiplin ve özgüven önem verdiğimiz değerler arasında yer alıyor. Eğitim ile sporun bir araya gelmesi çocukların bu değerleri kazanmasında çok önemli bir rol oynuyor.

U17 Takımımızın Avrupa ikinciliğini nasıl değerlendiriyorsunuz? Takımda bulunan Eczacıbaşı sporcuları hakkında görüşleriniz nelerdir?

U17 Milli Takımındaki oyuncularımızın gelişiminden dolayı çok gururluyuz. Bir sene önce U16 Avrupa Şampiyonası’nı kazandılar ve bu sene ikincilik elde ettiler. Bu iki turnuva, gençlerimizin Avrupa’da çok iyi bir seviyeye sahip olduklarını gösterdi. Şimdiyse onları, önümüzdeki sene yine aynı jenerasyonun oynayacağı Dünya Şampiyonası’nda başarılı olabilmeleri için çok iyi hazırlamamız gerek.