Arda Coşkun: “Olimpiyat Oyunlarında Psikolojik Sağlamlık”

Sitemizin köşe yazarı Spor Psikoloğu Arda Coşkun, “Olimpiyat Oyunlarında Psikolojik Sağlamlık” başlıklı yazısıyla sizlerle.

Olimpiyat Oyunlarında Psikolojik Sağlamlık

Olimpiyat Oyunları profesyonel sporun zirvelerinden biriyken bu organizasyona katılmak her sporcunun en büyük hayallerinden biridir. Dört yılda bir düzenlenen ve tüm dünyanın en iyi sporcularının rekabet ettiği bu ortamda, ülkemizi 18 branşta 108 sporcu temsil edecek. Bu branşlardan en zorlularından biri de kuşkusuz voleybol olacak. A Milli Kadın Voleybol takımımız namı diğer “Filenin Sultanları” zorlu bir yol sonrası Olimpiyat Oyunlarına katılmaya hak kazanmıştı. Ülkemizde hem kulüpler hem de milli takımlar düzeyindeki en başarılı branşlardan olan kadın voleybolunda harika bir jenerasyona ve birbirinden değerli sporculara sahibiz. Olimpiyatlar ne kadar büyüleyici ve heyecanlandırıcı organizasyonlar olsa da diğer taraftan sporcuların omuzlarına büyük baskılar yükleyerek psikolojik olarak çok zorlayıcı bir sürece de dönüşebilmektedir. Bu zorluklara hazır olabilmek için sadece fiziksel antrenman yetersiz kalmaktadır. Düzenli ve devamlı bir şekilde uygulanan psikolojik destek ve zihinsel antrenmanla beraber sporcular Olimpiyat oyunları gibi üst düzey müsabakalara tam olarak hazır hale gelebilirler. Ülkemizde birçok federasyon bu konuda bilinçlenerek bünyelerinde spor psikologlarını bulundurmaya başladı. Türkiye Voleybol Federasyonu da bu konuda bilinçli ve öncü olan kurumlardan biri. Sporcularımız üst düzey müsabakalar oynama konusunda ne kadar tecrübeli olsalar da oyunun zihinsel tarafında dikkat etmeleri gereken önemli alanlar yer almaktadır. Kendi merceğimden dikkat edilmesi gereken başlıca alanları aşağıdaki başlıklar halinde siz değerli okurlarla paylaşmak istedim. Şimdiye kadar kazandıkları başarılarla bize büyük mutluluk ve gurur yaşatan sporcularımızın, teknik ve sağlık ekibinin, Olimpiyat oyunlarında da büyük başarılara imza atıp bize benzer duygular yaşatacaklarına sonsuz inancımla başarılar diliyorum.

Her oyuncunun sorumluluk alması ve liderlik rolünü üstlenmesi

Bu tip üst düzey organizasyonlarda her sporcunun rolü büyükte de olsa küçük de olsa çok önemlidir. Arka arkaya güçlü rakiplerle yapılacak maçlarda sadece birkaç sporcunun sorumluluk alması ve takıma liderlik etmesi ne yazık ki yeterli olmaz. Takımdaki her sporcunun üst düzey bir güven ile sahaya çıktığı her anda sorumluluk alan bir lider haline dönüşebilmesi başarılı takımları diğerlerinden ayıran en önemli farklardan biridir. Milli takımımızda gerek kulüplerinde gerekse de milli forma altında önemli sorumluluklar almış birçok sporcunun bulunmasının bizler adına önemi bir artı olduğunu düşünüyorum.

Hatadan sonra hızlı toparlanma

Tüm branşlarda olduğu gibi voleybolda da zaman zaman sporcuların oyun içinde hatalar yaptığına şahit oluyoruz. Her oyuncu önce insan olduğu makine düzeninde bir mükemmelliğe doğal olarak sahip olmadığını için hata yapacaktır. Bu noktada başarılı oyuncuların ve takımların farkı, yapılan hatadan sonra ne kadar hızlı bir sürede tekrardan bir sonraki pozisyona odaklanabildiklerinde ve denemeye devam etme güçlerinde yatar. Sizlerle daha önce paylaştığım yazılarımdan birinde “an”da kalabilmenin öneminden bahsetmiştim. Bu konu çerçevesinde de sporcularımızın zihinlerinin ne geçmişte yaptıkları hatalarda ne de gelecekte yapabilecekleri hatalarda takılı kalmaması çok önemlidir. “Şimdi”den uzaklaşan zihin için stres ve kaygı kontrol edemeyeceği seviyelere ulaşır. Bu nedenle altını çize çize belirtmek isterim ki saha içerisinde her ne olursa olsun sporcularımızın şimdiki zamanda kalarak mücadeleye akışta devam etmeleri gerekmektedir. 

Takım motivasyonunun üst düzeyde ve sürdürülebilir olması

Olimpiyat oyunlarındaki ilk maçımızı son olimpiyat şampiyonu Çin ile yapacak olmamız kendi içinde hem avantaj hem de dezavantajı barındırıyor. Eminim tüm sporcularımız hem oyunlara iyi bir başlangıç yapabilmek hem de son şampiyonu yenebilmek adına büyük bir motivasyonla sahaya çıkacaklar. Sonuç ne olursa olsun tüm oyunları aynı motivasyon seviyesinde ve belki de daha yüksek seviyede geçirebilmemiz başarımızdaki çok önemli değişkenlerden biri olacak. Bu nedenle her müsabakada, yenilenmiş hedefler ile sporcularımızın içsel motivasyon kaynaklarını harekete geçirmeyi başarmalıyız. Sıkça kullanılan “turnuva takımı” olma kavramı içerisinde de her müsabakaya ilk maçmış gibi hazırlanmak ve mücadele etmek yer almaktadır.

Keyfi alma

Bu denli “ciddi” turnuvalarda yazının başında da belirttiğim gibi sporcuların omuzlarında ağır yükler yükleniyor. Kimi zaman bunu spor medyası, kimi zaman biz taraftarlar kimi zaman da beklentiler bu yüklerin gitgide ağırlaşmasına neden olabiliyor. Bu durumda da sporcular, sporun özünden yani rekabetin yanındaki keyiften uzaklaşabiliyorlar. Olimpiyat oyunlarında Milli takımla ülkesini temsil etmek spora başlayan her çocuğun hayallerinden biridir. Yıllar içinde, profesyonel hayat, sponsorlar, kontratlar işin içine girince tüm sporcuların içindeki en basit ama en kuvvetli motivasyon kaynaklarından olan keyif alma yavaş yavaş zedelenip ortadan kalkabiliyor. Sporcularımız için belki de en güzel deneyim Olimpiyat oyunlarından olmanın hazzını ve keyfini sonuna kadar sahada oynadıkları voleybolla yaşamak olacaktır.

Yazarın Diğer Yazıları