Naz Aydemir’den Fenerbahçe itirafı! Cenk Akyol’dan Galatasaray yorumu

Naz Aydemir’den Fenerbahçe itirafı! Cenk Akyol’dan Galatasaray yorumu
21.06.2022
A+
A-

Yoğun antrenman temposu nedeniyle Milli Takım defterini kapatan Naz Aydemir Akyol, voleybol kariyeri için “Sene bazında plan yapamıyorum. Sahaya çıktığımda keyif almadığım bir an olursa bırakırım. Bu bir yıl sonra da olabilir, 5 yıl sonra da olabilir. Hiçbir fikrim yok, bunu ben de yaşayarak göreceğim” dedi. Tecrübeli voleybolcu Fenerbahçe’den ayrılık sürecine dair itirafta bulundu.

Sadece Türkiye’de değil, dünya voleyboluna da damgasını vurmuş bir isim Naz Aydemir Akyol… Ve eşi, eski milli basketbolcu, şimdilerde Galatasaray yardımcı antrenörlüğünü yürüten Cenk Akyol… Yaklaşık 10 yıllık evliler, artık oğulları Pamir de var hayatlarında… Gözlerinden anlaşılan bir mutlulukla hem sporda hem özel yaşamlarında en iyisini yapmaya çalışıyorlar. İşte bu güzel çiftin hikayeleri…

– Sporcu çift denince ilk akla gelen örnek gösterilen çiftsiniz. Aslında magazin tarafını da hiç kullanmadan, aynı ilgiyi üzerinizde tutabildiniz… Bunu nasıl başardınız?

NAZ: Çok magazinsel bir yönümüz yok aslında. Bence onun için o yönümüzle gündeme çıkmadık. 2011 Mayıs ayından beri beraberiz, önümüzdeki sene 10 yıllık evli olacağız. Bir de Pamir aramıza katıldı 3.5 yıl önce. Birbirimizi anlayabiliyor oluşumuz bence en önemli etken… Tabii ki sevgi-saygı çok önemli ama ikimiz de nasıl dönemlerden geçtiğimizi bildiğimiz için zor anlarımızda birbirimize anlaşış gösterebiliyoruz. Ben final serisinden çıktım, çok stresliydi, ardından Cenk bir yarı final serisi yaşadı, aynı şekilde. İster istemez o stresi eve taşıyorsunuz. Anlatmasanız bile ruhunuz o stresi yaşadığı için o gerginlik muhakkak oluyor. Ben işin sırrının ve bu kadar keyifle devam ediyor oluşunun, birbirimizi anlamamız ve o stres anlarında nasıl alttan alabileceğimizi bilmemiz olarak düşünüyorum.

CENK: Ben de Naz’ın her dediğine katılıyorum. Uzun süredir birlikte olduğumuz için neye nasıl tepkiler verdiğimizi biliyoruz. Ben sporculuk kariyerimi bitirip antrenörlüğe başladıktan sonra, stresin bir üst düzeye çıktığı bölümde Naz’ın buna çok anlayışlı yaklaşması, bu seneki adaptasyon sürecimde bana çok yardımcı oldu. Benim bu sene stresim daha fazlaydı. Daha önce hiç tecrübe etmediğim şeylerin tecrübesini yaşadım. Onun için sezon bittiğinde kendisine teşekkür etmiştim ama sizin aracılığınızla bir kez daha teşekkür ediyorum.

– İkinizin de oyunculuğu döneminde mi daha yoğundu hayat, yoksa Naz voleybolcu, Cenk antrenörken mi?

NAZ: Cenk antrenörken. Onu farkettim aslında bu sene. Sporcuyken antrenmandan bir saat önce evden çıkıyorsun, antrenmanını yapıyorsun iki saat, soyunma odasında sohbet edip çıkıyorsunuz. Tek antrenman varsa 4-5 saatinizi alıyor bu. Ama Cenk’in bu yıl antrenmanı 5’te olsa da evden 9’da çıkıyor, antrenman sonrası geliyor. Yemek yiyoruz, biraz sohbet ediyoruz, Pamir uyuduktan sonra tekrar bilgisayarını açıp maç izlemeye başlıyor. Eskiden televizyonda rahatça maçı seyrederken şimdi analiz yapmak zorunda, yetiştirmesi gereken şeyler de var. Antrenörlük kısmının sporculuğa göre bu kadar zor olacağını tahmin etmiyordum sene başında. Biraz daha zamanımız olur gezeriz tozarız diye düşünüyordum ama öyle değilmiş.

– Aslında menajerlik biraz daha kolay gözükse de Cenk neden zoru seçip antrenörlüğe yöneldi?

CENK: 2-3 senedir bunu konuşuyorduk aslında, kafamda bu vardı. Bunu zaten söylüyordum.

NAZ: Maç izlerken Cenk o kadar hakim ki oyuna… Mesela şimdi şu olacak diyor, penetre yapacak basket olur diyor, 10-15 saniye sonra dediği gerçekleşiyor. Bu kadar hakimken, antrenör olmasa bence yazık olurdu.

CENK: Ben o kadar hakimim demeyeceğim tabi ama bu sporu uzun yıllar yapmış herkesin gördüğü şeyler bence. 3 yıldır kafamda planladığım şeyi hayata geçirmem biraz sancılı oldu. Sezon başında Ekrem abi teknik ekibine beni almayı kabul etti. Benim için çok büyük fırsattı. Daha önce formasını da giydiğim Galatasaray kulübünde bu göreve gelmek benim için önemliydi. Sezon daha güzel bitebilirdi ama sonuçta beklentilerin biraz daha üzerine çıktığImız bir sezon sonu oldu. Yöneticilik kısmına gelince biraz daha politik olmak gerektiğini düşünüyorum. O politik yapıya sahip değilim bu nedenle antrenörlüğü kendime daha uygun gördüm.

– Voleybol kariyerinde büyük işler başardın. Milli Takım’daki başarılar, olimpiyatlar, senin en iyi 100 voleybolcu arasına girmen… Bunları düşününce oyunculuk kariyerinin süresi hakkında bir düşüncen var mı, sonrasındaki fikrin nedir? Önünde bir antrenör örneği de var…

NAZ: Sene bazında plan yapamıyorum. Sahaya çıktığımda keyif almadığım bir an olursa bırakırım. Bu bir yıl sonra da olabilir, 5 yıl sonra da olabilir. Hiçbir fikrim yok, bunu ben de yaşayarak göreceğim. Cenk yönetici olabilecek kadar politik değilim dedi, ben de antrenör olacak kadar sabırlı değilim. Ben bu sene üniversite sınavına girmeyi planlıyorum. Şu anda da aslında uzaktan eğitim ile çocuk gelişimi okuyorum ama uzun zamandır psikoloji okumanın hayalini kuruyordum. Bir şekilde başarıp, kazanır ve kendimi geliştirebilirsem, sporculuk sonrası alt yapıdaki çocuklarla çalışmayı planlıyorum. Uzun soluklu bir plan, kendime yatırım yapmamı gerektiren bir plan ama hedefim bu.

– Peki Naz’ın Milli Takıma veda süreci?

NAZ: Önceden aslında bu planlanmıştı. Antrenörümüzle de federasyon başkanımızla da olimpiyatların artık son turnuvam olmasını, bunca yıldır hizmet ettiğim milli formaya artık veda etmek istediğimi söylemiştim, anlayışla karşıladılar. Voleybolda yaz dönemleri çok yoğun geçiyor. Şimdi mayıs ayında başladılar, neredeyse kasım ayında bitecek kamplar. Ben de ruhen ve fiziken geride kalan sezonlarıma daha iyi hazırlanabilmek için yaz aylarını dinlenerek geçmek istedim. Bu yıl ilk defa ailecek 1 haftadan fazla tatilimiz olacak. O yüzden de heyecanlıyım aslında.

“Düşünmeden konuşmuşum”

– Cenk, Naz’ın voleybol maçlarınla ilgili yorum yapıyor mu?

NAZ: Çok nadir. Final serisinde birkaç şey söylemişse söylemiştir. Final serisinde 2-0, 17-13’ten verdiğimiz maçta sinirlenip salondan çıkmış. Normalde hayatta çıkmaz ama o da artık antrenör bakış açısıyla baktığı için sinirlenip çıktığını söyledi. Aslında birbirimizin işlerinden ne kadar uzak kalırsak o kadar iyi diyebilirim.

CENK: Voleybolu taktiksel anlamda çok bilmiyorum, o yüzden Naz eve geldiğinde şunu yaptın, şunu yapamadın demem, bu doğru olmaz.

NAZ: Bir kez dedin ama. Maçtan geldiğimde iki tane amatör gibi pas attın dedi Cenk bana. Hatırlamıyordum ben, tekrarına baktım, gerçekten öyle yapmışım.

CENK: Boş anıma denk gelmiş demek ki, düşünmeden konuştuğum anlardan birisiymiş. Yoksa söyleyemezdim böyle bir şeyi…

“Pamir’in biraz kafası karışık”

– Oğlunuz Pamir, basketbola mı voleybola mı yakın?

NAZ: Pamir’in kafası biraz karışık bence. En son babasının maçlarına gittiğimizde basketbol topuyla manşet almaya çalıştı, 2. maçta yine basket topuyla degaj yaptı canı acıdı, babası gelince onu kaldırdı potaya smaç yaptırdı. Her erkek çocuğu gibi topa bir ilgisi var ama henüz neye ilgi duyacağını bilmiyoruz.

CENK: Ben de şimdiden hiçbir şey söyleyemiyorum. Hiç spor da yapmayabilir. Öyle bir ihtimal de var. Şimdiden ne söylesek boş çıkacak ama bana kalırsa futbolcu olsun. İlk başta tenis oynasın diyordum ama baktığın zaman burada ne kadar ilerleyebilir, ne kadar gelişebilir. Bir yerden sonra bir tıkanıklık yaşanabilir.

– Hanginiz daha töleranslısınız ona karşı?

NAZ: Hangimiz daha az vakit geçiriyorsak o dönemde o daha töleranslı. Mesela bu yıl Cenk daha töleranslı.

CENK: Bu sene bana her şey serbest. Ona karşı her şeyi serbest bıraktım. Bundan önce Naz öyleydi ama bu sene ben her şeyin en fazlasına tamam dedim. Tabii şimdi yazın yaptıklarımızın sonuçlarını göreceğiz, bunu da biliyorum.

“Fenerbahçe’den oynamak için ayrıldım”

– Naz, senin için de yeni bir dönem başlıyor. Fenerbahçe’den ayrılık, Türk Hava Yolları ile buluşma süreci nasıl gerçekleşti?

“Aslında benim Fenerbahçe ile bir yıl daha kontratım vardı. Sene ortasında yabancı pasör arayışıyla ilgili kulağıma çok şey gelince ben de sorma ihtiyacı hissettim; ‘Böyle bir planınız varsa bana söyleyin ben de ona göre yolumu çizeyim. Çünkü özellikle bu sene kolay bir sezon yaşamadım. Bu şekilde devam edeceksek ben kalmayı çok isterim ama yabancı pasör alacaksanız, bu beni oynatmayı düşünmediğiniz anlamına gelir; ben de kariyerim ne kadar daha sürecekse, bunu oynayarak geçirmek istiyorum’ dedim. Bana birkaç hafta içinde yabancı bir pasörle devam etmek istediklerini söylediler. İki taraf karşılıklı anlaşarak, sevgiyle kontratı bitirdik ve ben de yeni bir yola girdim böylelikle.”

“Pistiolis ile hava değişti”

– Peki Galatasaray? Pistiolis geldikten sonra yaşanan bir çıkış oldu, bu çıkışın kaynağı neydi?

“Antrenör değişikliklerinden sonra hep bir reaksiyon verilmesi beklenir takımdan. Bizde de bu oldu. Oyunumuz değişti ve oyuncular sezon başındaki iyi başlangıç gibi her maçı kazanabileceğimize inandı. Galibiyetler de gelmeye başlayınca herkesin birbirine olan güveni ve özgüvenler artınca sezonu iyi bitirdik.”

“THY ile hedef şampiyonluk”

– İkinizin de önünde önemli bir sezon var. Önce THY’yi soralım. İddialı bir takım kuruluyor gibi…

“Bir yapılanmaya gidiyorlar bu sene hedef sene değil ama bir sonraki sezon için kafaya oynayacak bir kadro ve bütçe planlamaları var. Şampiyonlar Ligi’ne Rus takımları alınmazsa bir dahil olma süreci olabilir mi diye konuşuldu ama sanırım olmayacak ve 2. kupada oynayacağız. Orada hedef şampiyonluk olur ve Türkiye’ye bir Avrupa Şampiyonluğu daha getirmek en güzel hedef olur zaten.”

“Naz’ın disiplini, Cenk’in naifliği”

– Birbirinizin en çok hangi özelliğini seviyorsunuz?

NAZ: 1 numara şunu söyleyebilirim; her ne kadar dışarıda çok insan görmese de ne kadar naif ve yumuşak kalpli olduğunu biliyorum. Önce onu yazarım. Ardından da eğlenceli oluşu. Sıkıcı bir insanla hayat geçmez. Özellikle Ender ile yan yana olduklarında çok keyifli bir masa oluyor. Öncelikle bunları söyleyebilirim.

CENK: Naz’ın en çok iyi niyetini seviyorum. Hep iyi niyetiyle ve yardımseverliğiyle bir şeyler yapmaya çalışmasını çok seviyorum. Bir de her ne kadar zaman zaman beni zorlasa da disiplinli oluşu. O disipline sahip oluşu ve duruşu ilişkimizi, düzenimizi, Pamir’in hareketlerini hep kontrol etmemizi sağlıyor. Bence bizi bu kadar güzel bir arada tutan ve bize en büyük faydayı sağlayan etken Naz’ın bu özellikleri…

NAZ: Biz sık sık röportaj yapalım ya, ne güzel şeyler duyuyorum.

Kaynak: www.milliyet.com.tr